
NEVŞEHİR(TRENDHABER)- Türkiye’nin dış dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Kapadokya bölgesinin modern anlayışlarla bezenmiş sürdürülebilir bir korumacılık anlayışı içerisinde doğal, tarihi ve kültürel devasa birikimlerimizi uluslararası işbirliklerine açma gibi bir düşünceyi yıllarca hafızalarımızda yer edinemeyişimizin şimdilerde acısını fazlasıyla çeker hale geldik.
Şunu özellikle iddia ediyoruz ki Kapadokya bölgesindeki kilise,manastır ve şapel sayılarını bir araya getirseniz, Hristiyan Avrupa ülkeleri ile aynı alanları karşılaştırdığınızda, bizdeki bu tarihsel değerlerin Avrupa ülkelerini fersah fersah geçtiğini çok rahatlıkla görebiliriz.
Milattan Sonra 5. yüzyıldan başlayıp 13. Yüzyıl sonuna kadar tüf kayalara oyulu Bizans duvar sanatının dünyadaki en nadide değerlerinin Kapadokya bölgemde bulunduğunu sanırım Sağır Sultanlar bile duymuştur.
Kapadokyamızda elbette sadece Hristiyan eserleri yok. Ata yadigarı Selçuklu ve Osmanlı eserleri de en az onlar kadar ciddi bir önem taşıyor.
Bu kapsamda bu eserlerin de etkin şekilde koruna bilirliğinin sağlanması en azından ecdadımıza karşı bir büyük yükümlülüğümüz olacağının altını kalın harflerle çizmekte yarar var.
TARİHSEL DEĞER KORUMACILIĞINDA BEKLENEN İŞBİRLİĞİ DÜŞÜNCESİ SINIFTA KALDI NE YAZIK Kİ
Kapadokya bölgesindeki tarihsel varlıkların özellikle Hristiyan ülke insanları tarafından vazgeçilmez bir önem taşıdığı bilinen bir gerçek olarak önümüze çıkmasına karşın, en azından sayıları 400 e ulaşan kilise, manastır ve şapellerin doğal ve insanlardan kaynaklı zararları en minimal hale getirme noktasında, korumacılık şuuru ile hareket ettiğini ileri süren KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA BAĞLI KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI’nın ana uğraş noktalarından biri olmasına karşın, özellikle kuruluşundan bugüne kadar geçen 7 yıllık süreçte bu eksende ses getirici bir çaba ve gayretin içerisine giremediler…
Cılız, nefessiz ve heyecan ortaya koymayan çalışma, Kapadokya gibi bir büyülü dünya cenneti için adeta yok hükmünde yorumlarını da beraberinde getirdi.
Ah bir anlayabilsek KAPADOKYA’NIN DÜNYA İNSANLIĞI adına çağrıştırdığı o büyülü anlamını ya!!! Nerde bizde o düşünce geliştirebilecek mekanizmal topluluk veya kişi, kişiler?
Uluslararası işbirliğini harekete geçirebilme adına meselaki örneğin yapabildik mi mesela ULUSLARARASI ÖLÇEKTE BÖLGENİN KÜLTÜREL BİRİKİMLERİNİN RESTORASYONU noktasında bir dene bile bir uluslararası ve ses getirebilecek bilimsel bir toplantı.?
Hatırladığım kadarıyla bu kapsamlı en nitelikli çalışma, 1992 yılında Dönemin KÜLTÜR BAKANLIĞI desteği ile yapılmıştı.
Dünyanın farklı ülkelerinden tüf kaya korumacılığı alanında çalışma yapan onlarca bilim insanı Ürgüp’de kafa yormuşlardı bölgenin kültürel korumacılığı konusuna. Sonrasında ne bir haber ne bir ücer. YOKLAR oynandı Kapadokya büyülü sahnesinde yıllar yılı.
Mesela 1974 den 1992 yılına kadar 18 yıl boyunca Göreme Karanlık Kilisede şahane bir restorasyon yapan İzabella Dangas gibi dünyanın en önde gelen restoratörlerden biri olan o insanın öğrencilerini uluslararası bir çalıştayda bir araya getirebildik mi ?
Yapamadık, beceremedik Türkçesi; KAPADIK YA bu düzey çalışmalara da gapımızı ve penceremizi.
Ancak ve ancak bir tek şey yapabildik, ÇOK BÜYÜLÜ CÜMLELERLE KAPADOKYA’YI ANLATTIK. Ah bir ANLAYABİLSE İDİK YA.
KAPADIK YA diye boşuna demiyoruz zaten.
Kilise restorasyonlarının ve konservasyonlarının zaman sürecini en az bilim insanları kadar iyi kötü biliyoruz, çok zor, pahalı, zahmetli ve meşakkatli bir iş.
İzabella Dangas hanımdan biliriz bunun ne demek olduğunu.
Halbuki o çok ama çok sevdiğimiz ve ona karşı duygumuzu çok sevdiğimizden heyecanımızı yere göğe sığdıramadığımızı ifade eylemeye kürsülerde neyim sıkça ifade ettiğimiz caanım bölgemdeki bu varlıkların daha etkin koruna bilirliğini sağlamak amacıyla yurt içi ve özellikle de yurtdışı Üniversite ve çeşitli uluslararası fonları da harekete geçirici bir çaba ve gayretin içerisine girebilse idik, bölgemde çok şey daha farklı olabilirdi.
Öyle inanıyorum ki Kapadokya sadece ülkem anlamında vazgeçilmez bir değer oluşturmuyor. İnsanlık tarihi anlamında da en müstesna alanlardan birisi. Bilim insanlarının heyecan ile bir büyük şevk ile çalışma yapacağı ve bunu da genel anlamda gönüllülük esasına da uygun olarak ortaya koyabileceği ender coğrafyadır bölgem.
Bu noktada yanılma payımızın bile yüzde sıfırlar noktasında olduğunu ifade ediyorum. En azından dünyanın saygın üniversiteleriyle özellikle restorasyon ve konservasyon noktasında ilişkileri geliştirebilme için çaba harcamış olsa idik, en azından bu alanda çalışacak bilim insanlarının da yardımlarıyla, öğrencilerin restorasyon ve konservasyon stajlarını bölgemde bizzat eserlerin yanı başında yapmalarını sağlayıp hem turizmi geliştirmiş olur ve hem de bu sayede o bilim insanları ve öğrencilerinde gayretlerini korumacılık esaslarımızı geliştirmede kullanabilirdik.
Restorasyon konusunda gerek ülkemizde yetişen öğrenciler ve farklı ülke öğrencilerinin özellikle konservasyon ve restorasyon stajlarının en ideal mekanlarından birisi Kapadokya.
Çünkü onların eğitim alabilecekleri mekanlar dünyanın en ender alanlarından birisi Kapadokya’da fazlasıyla bulunuyor zaten. Bu denli dünyada tarihsel geçmişi bulunan buna benzer eserler bulabilir mi bilim insanları ?
Hadi GAPIYI KAPAMADIK YA deyin de, özellikle Yıldız Teknik,Hacettepe ve ODTÜ gibi konservasyon ve restorasyon gibi ülkemdeki Üniversitelerin yanı sıra İtalya,Fransa,İspanya,ABD gibi ülkelerdeki bu bölümlerde görev yapan bilim insanlarıyla işbirliğini başlatın.
CEZA YAZAN KURUM KİMLİĞİNDEN TARİHE ADINI YAZDIRAN BİR KURUM KİMLİĞİNE GEÇEBİLİRSİNİZ
Biz size 400 kilise diyoruz yani bir büyük deryadan söz ediyoruz siz bize dere gösteriyorsunuz.
Hani şairler deryası FUZULİ ; “ Derya İçredirler Deryayı Bilmezler’ dediği gibi. Kapadokya için aynısını ifade edebiliriz , bir büyük deryaya sahibiz ama o deryayı ben de bilemiyorum konunun uzmanları da ne acı değil mi ?
Sonrasında Kapadokya yok şöyle önemli yok böyle önemli.
Gösterin önemliliğini, ispat edin. KAPADOKYA’yı bize bol edebi cümlelerle değil, bol alın teri, bol projeyle ve bunları hayata geçirici çaba ve gayretlerle gösterin.
Kapadokya’nın bir bütün halinde korunması anlamında zerrece düşüncelere önem verdiğini ima ve ifade eyliyorsanız eğer yukarıda ifade etmeye çalıştığımız korumacılık esaslarına uygun bir çalışmayı artık başlatın.
Başlatın ki KAPADOKYA’DA CEZA YAZAN DEĞİL, TARİHSEL DEĞERLERİN KORUNMASINDA ADINI ONURLA VE GURURLA YAZDIRAN BİR KURUM KİMLİĞİNE NE OLUR EN KISA SÜREDE KAVUŞUN OLMAZ MI. Vallahi sizden fazla bir şey istemiyoruz.
Meseleye hakim, sürdürülebilir turizm çerçevesine uygun uluslararası işbirliklerini haberleştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Yoksa çok ama çok mu zor ?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Selam nasılsınız