reklam

Türkiye, Kendi Milli İlacını Geliştirmeli ve Üretmeli… « Nevşehir Trend Haber

17 Ekim 2021 - 16:23

Türkiye, Kendi Milli İlacını Geliştirmeli ve Üretmeli…

Son Güncelleme :

23 Nisan 2018 - 10:52

91 views
reklam
Türkiye, Kendi Milli İlacını Geliştirmeli ve Üretmeli…
reklam

ABD’den Katar ve İtalya’ya, Belçika ile Slovenya’dan Türkiye’ye kadar dünyanın pek çok ülkesinden doktor ve kanser araştırmacısı; 5-8 Nisan tarihleri arasında Kapadokya Nevşehir’de düzenlenen Primo 2018 Türkiye İmmünoterapi Kongresi’nde biraraya geldi. Türkiye’de ilk kez düzenlenen kongrenin evsahibi Kanser İmmünoterapisi Derneği’nden Doç. Dr. Burçak Karaca, Primo 2018 Türkiye’nin Türk bilim ve onkoloji dünyası için çok önemli uluslararası işbirliği olduğunun altını çizdi. Dr. Karaca, Türkiye’de de Avrupa ve ABD’de olduğu gibi kanser tiplerine özel, hem tedavi eden hem de araştırma yapan Mükemmeliyet Merkezleri kurulmalı ve mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirerek üretmeliyiz” dedi.

 

PRIMO(Practical Recommendations in Immuno and Molecular Oncology), uzun yıllardır Amerika’da St Luke’s Kanser Merkezi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sanjiv Agarwala başkanlığında yürütülen ve klinik onkolojinin en yeni ve en sıcak konularını tartışan bir kongre olma özelliğindeyken, bu yıl aynı isim hakkı PRIMO Türkiye adıyla Ege Üniversitesi Medikal Onkoloji BD’ndan Doç. Dr. Burçak Karaca öncülüğünde Kanser İmmünoterapisi Derneği şemsiyesi altında ilk kez Türkiye’de toplandı.

 

ABD’den St. Luke’s Kanser Merkezi, Amerika Memorial Sloan Kettering Kanser Enstitüsü, Ulusal Kanser Enstitüsü, İtalya’dan G. Pascale Tümör Enstitüsü, Slovenya Ulusal Kanser Enstitüsü, Kaliforniya’dan DevaCell şirketi, Türkiye’den Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi tıp fakültelerinden bilim insanlarının katıldığı uluslararası toplantıda, ölümcül bazı kanser tipleri için çok ciddi bir umut kapısı aralayan ve son yıllarda bazı kanser türlerinde tedavi algoritmalarını sil baştan yazdıran immünoterapi seçenekleri, kişiye özel moleküler tedaviler, hem klinik hem de deneysel düzeyde tartışıldı.

 

“İmmüno-onkoloji kavramı ile beraber kanser tedavisinde hastalık evresi ne olursa olsun kişiye tam şifa sağlama kavramı gündeme geldi…”

Primo 2018 Türkiye’nin Türk bilim ve onkoloji dünyası için uluslararası işbirliğinin önemli bir meyvesi olarak karşımıza çıktığına dikkat çeken Kanser İmmünoterapisi Derneği’nden Doç. Dr. Burçak Karaca, “ İmmüno-onkoloji kavramı ile beraber kanser tedavisinde hastalık evresi ne olursa olsun kişiye tam şifa sağlama kavramı gündeme geldi. Bu, kanser için çok önemli devrimsel bir süreç. Çünkü bizde temel olan kanserin evresidir. Eğer erken evre ise bizim genellikle işimiz kolaydır. Ancak bizim gibi gelişmekte olan görece yoksul ülkelerde, erken evrede yakalanabilecek bazı kanserler sıklıkla erken evrede yakalanmaz, genellikle ileri evrede yakalanır. İleri evrede yakalandığında bizim temelde şimdiye kadar yaptığımız şey, hastanın yaşamını mümkün olduğunca kaliteli şekilde uzatmaktı. Ancak immüno-onkoloji ile artık bambaşka bir kavram girdi. İleri evrede bile olsa hastaya tam şifa sağlayabilecek bağışıklık sistemini hedef alan bir grup tedavi aracılığıyla; bizim bütün kanser tedavisine bakışımız değişti, yeniden şekillendi. Bu tedavi şu anda melanom, akciğer, mesane, böbrek hücreli karsinom, üçlü negatif meme kanseri, hodgkin lenfoma, beyin tümörü ve lösemilerin bazı tiplerinde son derece iyi çalışıyor” dedi.

 

“Mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız…”

Türkiye’de de Avrupa ve ABD’de olduğu gibi kanser tiplerine özel, hem tedavi eden hem de klinik/laboratuvar araştırmaları yapan Mükemmeliyet Merkezleri kurulması gerektiğinin altını çizen ve bu sayede kanserde başarı şansının birdenbire çok yukarıya çıkacağını belirten Doç. Dr. Burçak Karaca, “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı. Yurtdışında geliştirilen ilaçları alıyoruz ne yazık ki ve onları kullanıyoruz. Eğer bu ilaçlarda dışa bağımlı yaşarsak bir süre sonra ekonomimizin bunu çevirmesi mümkün değil. Mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız. Teorik bilgi anlamında eksikliğimiz yok, fiziki altyapımız ve yeterli kaynağımız var. Tek eksiğimiz yeterince liyakatli insanı biraraya getirip çalıştıramamak ve ilaç geliştirme sürecindeki interdisipliner blokları finansal olarak birbirlerine bağlayamamak . ” dedi.

 

“Yayılmış melanom kanserli hastalarda sağ kalış oranı yakın zamana kadar sıfırdı. İmmünoterapi ile artık bir kısım hasta, 10 yılı aşkın süredir yaşıyor…”

Primo 2018 Türkiye Kongresi, St. Luke’s Kanser Merkezi ve Temple Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sanjiv Agarwala’nın, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı, temel immünonkoloji konularını klinisyenler için derleyip topladığı kişisel örneklerle zenginleştirdiği konuşmasıyla açıldı. Prof. Dr. Agarwala, “Temple Üniversitesi kliniğinde pek çok deney gerçekleştiriyoruz. Şu ana kadarki en büyük başarıyı cilt kanseri melanomda elde ettik. Geldiğimiz noktayı özetlemem gerekirse; bundan 5 yıl önce immünoterapi ile melanom tedavisinde yüzde 5 başarı sağlanırken, şu anda yüzde 40 başarı yüzdesine sahibiz. Geçmişte metastatik dediğimiz yayılmış melanom kanserli hastalar kesinlikle ölüyorlardı, sağ kalış oranı sıfırdı. Artık metastatik melanoma sahip hastalar 15 yıldan fazla yaşayabiliyorlar. immünoterapinin yan etkileri kemoterapiye göre daha az ve hastaların hayat kalitesi çok daha yüksek” dedi.

 

“Çalışmalarımız, akciğer kanserinde immünoterapinin kemoterapinin yerini alabileceğine dair ümit vadediyor…”

Prof.Dr. Agarwala şöyle devam etti: “Günümüzde melanom tedavisinde artık kemoterapi yerini hedefli tedaviler ve immünoterapilere bırakmış vaziyette. Geçmişte akciğer kanseri olan hasta önce kemoterapi ile tedavi ediliyor ve işe yaramaz ise bir daha kemoterapi alıyor, bu da hastanın durumunu iyice ağırlaştırıyordu. Artık kemoterapi işe yaramaz ise alternatif olarak immünoterapi uygulanıyor. Hatta daha deneysel bir çalışma olarak akciğer kanserinde kemoterapi yerine doğrudan immünoterapi tedavisine başlanması sözkonusu. Bu bağlamda yaşam kalitesi olarak kemoterapinin getirdiği tüm yan etkiler bertaraf oluyor. Çalışmalarımız akciğer kanserinde immünoterapinin kemoterapinin yerini alabileceğine dair ümit vadediyor”.

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

reklam
reklam