Nevşehir Tarihi « Nevşehir Trend Haber

şişli escortşirinevler escort
SON DAKİKA
sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escorteryaman escortümraniye escortwebmaster forum

Nevşehir Tarihi

Bu haber 20 Ocak 2017 - 20:01 'de eklendi ve 42 views kez görüntülendi.

Nevşehir Tarihi

Kapadokya bölgesi tarih içerisinde çeşitli devlet, toplum ve önemli kişilerin adlarıyla anılan dönemler yaşamıştır. Kapadokya Bölgesi’nin tarihi M.Ö. 3000’lerde yaşamış Asur ticaret kolonileri ve Hititlere kadar gitmektedir. Kapadokya Bölgesi’ni üç ana dönemde incelemek mümkündür. Birinci dönem paleolitik, neolitik ve antik dönemlerdir. İkinci dönem Roma ve Bizans dönemleri ve son dönem Türk dönemidir.

KAPADOKYA KRONOLOJİSİ
M.Ö. 3000-1750 Asur Ticaret Kolonileri ve Hititler Dönemi
M.Ö. 1750-1400 Hitit Krallık Dönemi
M.Ö. 1400-1200 Hitit İmparatorluk Dönemi
M.Ö. 1200-1100 Ege ve Kuzey Kavimlerinin Kapadokya’ya Gelişi
M.Ö. 1100-950 Frigyalılar
M.Ö. 800 Hitit Tabal Krallığı’nm Bölgede Tekrar Canlanışı
M.Ö. 950-585 Kimmer-İskit Akınları ve Lidyalılar’ın Egemenliği
M.Ö. 585-334 Pers Egemenliği
M.Ö. 334-335 Makedonya Komutanlığı (3 Ay)
334-M.S.17 Kapadokya Krallığı Dönemi
17-395 Roma İmparatorluğu Dönemi
395 Doğu Roma (Bizans) Devleti
1072 Türk Boylarının Yerleşmeye Başlaması
1086-1175 Danişmendliler Dönemi
1175 Anadolu Selçukluları Dönemi
1243 Moğol Hakimiyeti
1318 Anadolu Selçuklu Devleti’nin Son Bulması
1318 İlhanlı Valisi Timurtaş’ın ve Eratna Bey’in Yönetimi
1340 Bağımsız Eratna Beyliği
1365 Karamanoğulları Beyliği
1381 Kadı Burhanettin Yönetimi
1398 Karamanoğulları’nın Bölgeyi Geri Alması
1398-1402 Osmanlı Egemenliği
1402 Timur’un Bölgeyi Karamanoğulları’na Geri Vermesi
1436 Sultan II. Murat’ın Nevşehir ve Kayseri’yi Karamanoğlulan’ndan geri alması
1466 Kapadokya’nın Kesin Olarak Osmanlı Topraklarına Katılması
1867 Nevşehir Livasının Kazaya Dönüştürülerek Niğde’ye Bağlanması
1902 Nevşehir’in Ankara Sancağına Bağlanması
1954 Nevşehir’in İl Olması

Kapadokya’da paleolitik döneme ilişkin izlere pek az rastlanmakla birlikte, bugüne kadar elde edilen veriler bu izlerin erken paleolitik dönemden çok, son paleolitik döneme ait olduğunu göstermektedir. Paleolitik dönemden sonra volkan patlamalarının uzun süre insan yerleşimine müsaade etmediği sanılmaktadır. Bu dönem Neolitik döneme kadar devam eder. Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda neolitik dönemden başlayan bir çok yerleşme tesbit edilmiştir. Örneğin Ürgüp yakınlarında (Avla Tepesi) neolitik döneme ait taş aletler bulunmuştur. Acemhöyük kazılarında M.Ö. 6.- 7. yüzyıla ait izlere, Hitit ve Bronz çağa ait eserlere rastlanmıştır. Kapadokya’da ilk yerleşim izleri oldukça eski tarihlere uzanır. İnsanlığın avcılık ve toplayıcılıkla geçindiği döneme ait izlere rastlanmamasında volkanik patlamaların yanısıra, Kapadokya’nın yaşayan doğasının sonucu, mekanların bir sonra gelenler tarafından genişletilip tekrar yerleşime sahne olmasıyla izlerin silinmesinden kaynaklanmaktadır. Sulucakaracahöyük, Topaklı Höyük gibi alanlarda yapılan arkeolojik çalışmalar Hititler’den Bizans dönemine kadar geçen süre içinde bölgede çeşitli kültürlerin (Hitit, Frig, Roma, Geç Roma) yaşadığını göstermektedir. Bu döneme ait izler ancak topluluklar tarafından kullanılan eşyalarda görülebilir.

Neolitik şehri Çatalhöyük’te Kapadokya’nın tarihi başlar. M.Ö. 5000-4000 arasında Kapadokya’da küçük krallıklar yaşamıştır. Kapadokya’nın bilinen ilk halkları, Luviler ve Hititler’dir. Bölgede M.Ö. 2500 sonlarında Asurlular ticaret kolonileri kurmuşlardır. Anadolu’nun gerçek yazılı tarihini anlatan en eski belgeler Asur ticaret kolonilerinden kalmış olan Kapadokya tabletleridir. Kapadokya’nın “güzel at yetiştirilen ülke- güzel atlar ülkesi” anlamına gelen adı da Asurlular’ın mirasıdır. Asurlular’ın Katpatuta adını verdiği bölge Persler döneminde Kapadokya adını almıştır.

Erken Bronz Çağı sonlarında (M.Ö. 3200-1650) bölgenin -özellikle Avanos ve Kültepe’nin- önemli bir ticaret merkezi olduğunu Asur’lu tüccarlardan kalan pişmiş topraktan yapılmış ticaret mektuplarından öğrenmekteyiz. Asurlu tüccarların mektuplarında Kızılırmak yayı içinde kalan bu bölgeden Hitit ülkesi olarak söz edilmektedir. Asur ticaret kolonilerinin dönemi, M.Ö. 1850-1800 yılları arasında sona ermiştir.

Hititler’in Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya geldikleri tezi genel kabul gören bir tezdir. Kapadokya, Hitit İmparatorluğu’nun yükselme çağında (1750’lerde) Kral Şubbiluliyuma tarafından fethedilerek, Hititler’in “Aşağı Memleket” sınırlarına dahil olmuş, yaklaşık 500 yıl Hititler’in elinde kalmıştır.

Yerleşik hayata geçişle birlikte, yerleşim birimleri arasında temel ihtiyaçların karşılanması için ticaret ve benzeri ilişkiler doğmuş, temel ihtiyaç maddelerini üreten birimler önemli merkezler haline gelmişlerdir. Asurlular, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Karum adı verilen ticaret merkezleri kurmuşlardır. Bunların en önemlisi Kapadokya sınırlarında yer alan Kültepe Karumudur. Kültepe civarındaki Mazaka şehri (Kayseri) ticaret bakımından Kaneş’in yerine geçmiştir.

Mezopotamyalı Asurlarla Hititler arasında ticari ilişkiler gelişmiş olmakla birlikte, Asurlular’ın dil üzerinde bir etkisi yoktur. Bu bize, Asurlularla Hititler’in birbirine karışmadığını gösterir.

M.Ö. – VII. yüzyıllar arası dönem: Kapadokya ‘nın Karanlık Dönemi

M.Ö. 1200 yıllarında Hititler’in bir kolu olan Tabal Krallığı’nın tekrar canlandığı ve bölgeyi ele geçirdiği görülmektedir. Tabal Krallığı yaklaşık 24 beylikten oluşan bir konfederasyondur. Hacıbektaş-Karaburna, Topada (Acıgöl), Gülşehir-Sıvasa (Gökçetoprak) da çıkan hiyeroglif kaya yazıtları bunu göstermektedir. Tabal Krallığı at yetiştiriciliği ile ünlü olmuştur. Hititler’in çöküşünden sonra Tabal Ülkesi adını alan Kapadokya bölgesinin siyasal yapısı Ege’den (Frigyalılar ve Lidyalılar), Kafkaslar’dan (Kimmerler, İskitler ve Gasgarlar) ve Doğu’dan gelen (Persler, Medler) akınların etkisiyle sarsılmıştır. Bu akınlarla, Tabal Krallığı’nın hakimiyeti bölgede son bulmuştur.

Tabal Krallığından sonra Kapadokya, Frigyalılar’ın öncüsü sayılan Muşkiler tarafından işgal edilmiştir. Hititler’den sonra Orta Anadolu’da ilk defa büyük bir alanda devlet kurmayı başaranlar Muşki- Frigler’dir.

Zamanla Doğu’da Asurlar’ın ön Asya’yı egemenlikleri altına alması ve Batı’da Frigya hegemonyasını tanımış olan Lidyalılar’ın bağımsızlıklarını ilan edip rakip hale gelmesi, Frigler’i zor durumda bırakmıştır. Ancak Frigya devletini yıkanlar, Kimmer ve İskit akınları olmuştur. M.Ö. 676’da Kimmerler’e karşı koymak isteyen Frigya Kralı Midas’ın yenilmesiyle Frigler Orta Anadolu’dan Batı’ya sürülmüştür.

Kimmerler’in estirdiği fırtına sırasında ayakta kalmayı başaran Lidya devleti, fırtınadan sonra (M.Ö.VI. yüzyıl.) Frigya’nın önemli bir kısmını zaptederek Kapadokya’ya kadar genişlemiştir. Kapadokya bölgesinde Lidyalılar’in hakimiyeti bu tarihten sonra başlamıştır. M.Ö. 575-546 arasında bölgede Lidya- Pers çatışmaları ön plana çıkar. Lidya kralı Cresus, Pers ataklarını durdurmak için Kızılırmak’ı geçer. Ünlü matematikçi Milet’li Thales’in ilk hesaplarını da bu dönemde yaptığıgörülmektedir. Hatta hesaplamaların, Cresus’un Kızılırmak’ı geçmesi için nehrin iki kola bölünmesini sağladığı konusuna Heredot tarihinde yer verilmektedir. Bu savaşta Creus’un Pers Kralı 2. Kıras’a yenilmesiyle Persler hem Lidya devletini hem Frigya prensliklerini ortadan kaldırarak, Kapadokya’yı ele geçirmişlerdir. Ancak, Orta Anadolu’ya yönelen İran (Pers) ve Yunan yayılmaları burada mukavemetle karşılaşmıştır.

Persler’in ilk işi Anadolu’yu İran’daki gibi satraplıklara ayırmak olmuştur. Kapadokya Satraplığı da bunlardan biridir. Genel bilgiler ışığında Persler’in halkı göçe zorlamadıkları, yerel kültür ile Pers kültürünün kaynaştığı söylense de yerli kültür ile kaynaşan unsur Fars değildir. Persler’in daha önce İran’dan sürdüğü, ama aynı zamanda Pers ordusunun kumanda heyetini oluşturan ve Anadolu’ya Pers akınlarının hemen öncesinde gelmiş ve yerleşmiş olan Medya’lı subay ve memurlardır.
Anadolu halkı kendine yabancı gördüğü Pers hakimiyetine ısınamamış, fırsat buldukça isyan etmiştir. Perslere karşı en büyük direnç Kapadokya’dan gelmiştir. Kapadokya Satraplığı, ordu merkezi ve ticaret yolunun güzergahı üzerinde olmasına rağmen, bölgedeki yerel beyler uzun süre Pers hakimiyetine karşı varlıklarını sürdürmüşlerdir. Yerel Beyler’in Persler’e karşı verdikleri bağımsızlık mücadelesi, Pers İmparatorluğu’nun Makedonyalı İskender tarafından ortadan kaldırılmasının yolunu açmıştır.